İslâm düşmanları bu harbe, kendilerinden gayet emin olarak gelmişlerdi. Hemen birkaç gün içinde Müslümanların işini bitirip döneceklerdi. Ancak, tahminlerinde çok yanılmışlardı ve bunu anladıkları zaman da, artık bozgun içinde geriye dönüyorlardı.
Bu muhasarada şartlar, hep kâfirlerin aleyhine işlemişti. Kış bastırmak üzereydi. Mekke insanı, Medine’nin kışına dayanamazdı. Zaten kış için de hiçbir hazırlıkları yoktu. Günlerden beri esip duran rüzgâr, rüzgâr olmaktan çıkmış, çadırları söküp götürecek şiddette bir kasırga hâline gelmişti. Müşriklerin daha fazla dayanmaları mümkün değildi. Nitekim öyle de oldu. Bir müddet sonra Ebû Süfyan, istemeye istemeye ric’at emri verdi.98
a. Kur’ân’da Hendek Günü
Kur’ân-ı Kerim, Hendek savaşından tafsilatıyla bahseder. İsterseniz şimdi de, onun satır aralarından muharebeyi takip edelim. Daha sonra da, Efendimiz’in Hendek savaşında gösterdiği askerî dehaya bir işarette bulunalım:
Bu hâdise münasebetiyle Kur’ân:
“Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın! Üzerinize ordular gelmişti, Biz de onların üzerine kasırga ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptığınız her şeyi görüyordu.”
“Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi. Gözler dönmüş, yürekler de ağızlara gelmişti. Allah için çeşitli tahminlerde bulunuyordunuz.”
“İşte orada inananlar denenmiş ve çok şiddetli sarsıntıya uğratılmışlardı.”
“İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık olanlar: ‘Allah (celle celâluhu) ve peygamberi bize sadece kuru vaadlerde bulundular.’ diyorlardı.”