İçeriğe geç

Abdurrahman b. Avf (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Bedr’in tam kızıştığı andı. Allah Resûlü’nün bir avuç kum alıp düşmanın yüzüne saçtığı ve “Yüzleri kararsın!” buyurduğu anda âdeta kelle alınıyor, kelle veriliyor ve her şey kelleler üzerinde dönüyordu. Tam o sırada yanıma sülün gibi iki delikanlı süzülüverdi. Belki de, boyları tutsun diye, Bedr’e gelirken parmaklarının uçlarına dikilenlerdi. 15-16 yaşında iki delikanlı.. biri, sağımdan sokuldu ve bana şöyle dedi; ‘Bana Ebû Cehil’i gösterir misin amcacığım?’ Sordum: ‘Ne yapacaksın?’ Cevap verdi: ‘Allah’a (celle celâluhu) söz verdim. Allah Resûlü’nün bu düşmanını görürsem öldüreceğim!’ (Şimdiye kadar imanın, iman nurunun önünü engelleyen, Kur’ân nurunun neşredilmesine mâni olan bu karanlık ruhu, yemin ettim, vallahi görürsem öldüreceğim!) Öbürü ondan saklıyordu durumunu, sol kulağıma eğildi, O da ‘Amca! Bana Ebû Cehil’i gösterir misin?’ diye soruyordu. Ona da aynı soruyu sordum, ondan da aynı cevabı aldım.

Derken, bir aralık Ebû Cehil’i gördüm.. Parmağımla işaret ettim.. Elimi daha indirmemiştim ki, bir küheylân gibi Ebû Cehil’in yanında bitivermişlerdi.. az sonra da, birkaç kılıç darbesi ile onu yere indirmişlerdi.” İçlerinden biri ciddî yaralanmıştı. Koca yiğit yaralanmıştı ama, insanlık tarihinde küfrü temsil edenlerden biri ve Allah Resûlü’nün “Bu ümmetin firavunudur.” dediği en büyük kâfir de yıkılmıştı.22

Bu yiğitler, Avf İbn Hâris, Muavviz İbn Hâris ki, iki kardeşti. Daha net tanımak isterseniz, bunlar, Uhud vak’asında, oğullarını, kocasını, kardeşini şehit verdikten sonra, Allah Resûlü’nün cübbesine dudaklarını koyup da كُلُّ مُصِيبَةٍ بَعْدَكَ جَلَلٌ “Senden sonra bütün musibetler çok hafiftir!” diyen Sümeyra’nın (radıyallâhu anhâ) oğullarıydı.23

212