İçeriğe geç

Evet, Allah Resûlü, Bedir’le bir salih yola girmiş bulunuyordu. Zira o gün, zalim zalimdi. Hâkim olduğu kuvvetin hakkını eda etme noktasını yakaladığı zaman, beyinleri eziyor, ciğerleri de dişleri arasında çiğniyordu. Nitekim böyle bir fırsatı yakaladığı zaman Hind, Hz. Hamza’nın (radıyallâhu anh) ciğerlerini yamyam gibi çiğnemişti.25 Fırsat bulsaydı Bedir’de de aynı şeyi yapardı. Ama Müslümanın eline böyle bir fırsat geçince, Müslümanca davranıyor ve yüksek insanlık örnekleri veriyordu. Herkesin, nefret ve antipati toplayacağı bir yerde o sempati topluyordu. Bu, bir Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) fetanetiydi. Ve biz zaten cephelerde O’nun iyi bir erkân-ı harp olmasını yine bu fetanetinin bir buudu olarak ele alıyoruz.

ı. Zaferi Getiren Sebepler

Sebepler açısından, Allah Resûlü’nün Bedir zaferini, şu sebeplerle irtibatlandırıp inceleyebiliriz:

Bir kere Allah Resûlü, askerlik adına çok iyi tabyelenmişti. Tek kumandanın emri altında, beraber ve müşterek hareket eden, tek ağıza bakan, tek komutla harekete geçen bir orduyla Bedir’e gelmişti. Bu orduda, fevkalâde bir moral ve müthiş bir iman gücü vardı. Bu iman gücüyle, Cennet yamaçlarını açıkça dünyada bile görüyorlardı. Hatta bu asker, Bedr’in tepelerinde gezerken, adımını, Cennet’in yamacına mı atıyor, yoksa Bedr’in yamacına mı, bunun farkında değillerdi.

Bedir’e işte böyle bir iman ve moral gücüyle gelinmişti. Ayrıca, bu askerlerin hepsi de emre itaatteki inceliği kavrama şuuruyla dopdoluydular. Bazılarının kelleleri gitse bile, bu şehitlerin yanındaki insan, emir almadan o mevzuda bir şey yapmayacaktı. Herkes, Allah Resûlü’nün emirlerine kulak kesilecek ve dikkat edecekti.

217