İçeriğe geç

Huneyn’in başında da, aynen Uhud’un ortasında olduğu gibi zâhiren bir hezimet yaşanmıştı. Ancak Allah Resûlü, bu en zor durumda dahi fıtrî cesareti ve müthiş fetanetiyle hâdiselerin akışını değiştirmiş ve Cenâb-ı Hakk’ın lütfuyla mutlak bir mağlubiyeti, parlak bir zafere çevirmesini bilmişti.

Peygamberimiz, tam İslâm ordusundaki panik esnasında ileriye atıldı. Öyle ki, Hz. Abbas (radıyallâhu anh), Allah Resûlü’nün bindiği hayvanın gemini zor zabtediyor ve O’nun düşman safları arasına girmesine mâni olmaya çalışıyordu. O ise en gür sesiyle: أَنَا اَلنَِّبيُّ لَا كَذِبْ أَنَا ابْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبْ“Ben nebiyim, bunda yalan yok. Ve ben Abdülmuttalib’in torunuyum…” diyordu.154

Bunun üzerine Efendimiz’in emrine binaen Hz. Abbas (radıyallâhu anh), Huneyn’de sesini, yükseltebildiği kadar yükseltip o gür sesiyle “Ey Semure ağacının altında biat etmiş sahabiler! Neredesiniz?!” diyerek nida etti.

Daha sonra Hz. Peygamber’in sesini ve çağrısını duyan bütün Müslümanlar, Allah Resûlü’nün etrafında toplandılar.. mağlubiyet aşıldı ve zafere ulaşıldı.155

Burada bir noktaya işaret etmeden geçemeyeceğim: Allah Resûlü, 18 gazâya iştirak etmiş ve hepsinde de büyük zaferler kazanmıştı. Ancak, benim kanaatim odur ki, Uhud ve Huneyn, O’nun askerî dehasını gösterme açısından diğerlerinden daha parlak, daha muhteşem zaferlerdi. Çünkü diğerlerinde, O’nun hafızasında planladığı şeyler aynen tahakkuk etmiş olduğundan, Allah Resûlü, hiç zorlanmamış, neticeye gayet rahat ulaşmıştı. Hâlbuki, bu iki muharebede beklenmedik hâdiseler zuhur etmiş, O’nun ilk planları çarpıtılmış, düşmana fırsat verilmiş, ama buna rağmen, netice yine zaferle noktalanmıştır. Beklenmedik hâdiselerde O’nun hiçbir dahli yoktur. Öyleyse, mutlak bir hezimetten kurtulup, parlak bir zafer elde ettiği Uhud ve Huneyn, O Kumandan-ı Zîşân’ın askerî dehasının en parlak bir buududur.

e. Tebük

293