İçeriğe geç
سُبْحَانَ الَّذِۤي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ

“Kulu Muhammed’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir gece Mescid-i Haram’dan, kendisine bir kısım âyetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir! Muhakkak O, Semî’dir, Basîr’dir.”82

Hemen her peygamberin bir gece yolculuğu vardır. Zira menziller, geceleri katedilir. Rabb’e vâsıl olma geceleri olur. Cenâb-ı Hak birçok âyetinde gece üzerine yemin eder. Karanlığın bağrında yapılan aydınlık işler, geceleri gündüzlerden daha nurlu kılmıştır.

Hz. Hakkı:

“Ey dîde nedir uyku, gel uyan gecelerde Kevkeblerin et seyrini seyrân gecelerde!” der.

Mesafe alan, gece alır, alnı geceleri, seccade ile tanışan ve seccadesi gözyaşıyla ıslanan tali’li, geceleri âdeta mesafelerle yarışır. Evinin duvarları onun âhına âşina olan, geceleri merdiven merdiven yükselir ve mesafeler üstü âlemlere ulaşır. Alanlar, mesafeyi gece aldılar; gece yatanlar ise hep yolda kaldılar. Berzah azabından kurtulmayı düşünüyorsanız, gecelerinizi teheccütsüz bırakmayınız. Bırakmayınız; zira Allah Resûlü hiç bırakmamıştı.

Doktor İkbal diyor ki: “Birkaç sene Londra’da, o sisli dünyada kaldım, bir gece olsun teheccüdü terk ettiğimi hatırlamıyorum.”

Evet, Kur’ân’ın ifadesiyle, hiçbir sesin olmadığı, söylediğiniz her sözün, vicdanınızda mâkes bulduğu gecelerin sessizliğini değerlendiren mesafe alır. Allah Resûlü, maddî-mânevî mesafeleri, geceleri yumak gibi sarıyor ve mesafe üstüne mesafe alıyordu. Evet O, seferlerini geceleri yapıyor, gündüzleri de dinleniyordu. Böylece birdenbire O’nu karşısında gören herkes şaşırıyor ve ne yapacağını bilemiyordu. فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَۤاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ âyeti83 bu ürperten görünüşten bir kesidi resmediyor.

257