İlk darbeyi Amr yaptı. Darbenin şiddetinden Hz. Ali’nin (radıyallâhu anh) kalkanı parçalandı ve kılıcın ucu yüzünü hafif yaraladı. Hz. Ali mukabele etti. Salladığı kılıç Amr’ın tam omuzuna isabet etmişti. Bu esnada Hz. Ali (radıyallâhu anh) tekbir getirince, Müslümanlar da bir ağızdan tekbir getirmişlerdi. Eğer Amr, kılıç darbesiyle ölmeseydi, zaten bu tekbir seslerinin şiddetinden yine ölecekti. Amr’ın ölümü müşrikler arasında müthiş bir sarsıntı meydana getirdi. Mü’minler ise o nispette sevinmiş ve moral kazanmışlardı.95
Amr’la beraber hendeği geçen Dırâr ve Hübeyre isimli muharipler onun öldürüldüğünü görünce korkup kaçmışlardı. Son olarak da Nevfel b. Abdillâh, hendeği atlayıp karşıya geçmeyi başarmıştı. Onu da Hz. Zübeyr (radıyallâhu anh) karşıladı. Hz. Zübeyr’in darbesiyle hendeğe yuvarlandı. Ardından da Müslümanlar, attıkları taşlarla işini bitirivermişlerdi. Nevfel: “Beni şerefli bir ölümle öldürün!” diye yalvardı. Hz. Ali (radıyallâhu anh) indi ve kılıçla onun da işini bitirdi.96
Muhasaranın en şiddetli günü de buydu. Bir ay kadar süren muhasara artık eski şiddetini kaybetmeye yüz tutmuş; kimsede, onu devam ettirme arzu ve isteği kalmamıştı. Zaten 24.000 insana bakmak da pek kolay değildi.
Kureyzaoğulları, müşriklerin hendeği geçemediğini, geçenlerin de bir bir öldürüldüğünü görünce, kadınların bulunduğu sığınağa hücum etmeyi kararlaştırdılar. Taarruzdan evvel de içlerinden birini casus olarak gönderdiler. Hz. Safiyye (radıyallâhu anhâ) sığınağın etrafında dolaşan yahudiye ansızın hücum etti ve onu orada yere serdi ve silahlarını alıp sığınağa getirdi. Yahudiler, gönderdikleri adamın öldürüldüğünü anlayınca, orada bir askerî birlik var zehâbına kapıldılar ve saldırı düşüncelerinden vazgeçtiler.97