İçeriğe geç

11. Bu kadar çetin muharebede verilen şehit sayısı sadece altıydı.106

12. Efendimiz, muharebenin sonunda şöyle buyurmuştu: اَلْاٰنَ نَغْزُوهُمْ وَلَا يَغْزُونَنَا“Artık bundan böyle, biz onların üzerine gideceğiz, onlar gelemeyecekler.”107

Zaman ve hâdiseler, O’nun verdiği bu haberde O’nu doğrulamıştır.

Hendek savaşı denince zikredilmeden geçilmeyecek iki mühim hâdise daha var:

Bunlardan biri, bu savaş esnasında Allah Resûlü’nün dört vakit namazının kazaya kalması hâdisesidir.108

İkincisi ise, ensarın efendisi, şerefli sahabi Sa’d b. Muaz’ın (radıyallâhu anh) vefatı.109

Bu vak’ada, Sa’d b. Muaz (radıyallâhu anh), kolundan yaralanmıştı. Durmadan kan kaybediyordu. Allah Resûlü onunla bizzat meşgul oluyor ve mescidin içinde kurdurduğu çadıra gelip-gidip onu ziyaret ediyordu. Hatta herkes de ziyaret edip yakınında bulunabiliyordu. Zaten O, İslâm’a girdikten sonra hep Allah Resûlü’nün yakınında olmuştu ve O’nun nazarında müstesna bir simaydı. Bir kere Sa’d b. Muaz meclisten geçerken, İki Cihan Serveri: قُومُوا إِلَى سَيِّدِكُمْ“Efendiniz için ayağa kalkın!” demiş ve orada bulunanları, Sa’d b. Muaz’a (radıyallâhu anh) hürmeten ayağa kaldırmıştı.110 O da, Allah Resûlü’ne karşı sadakat ve vefada hiç kusur etmedi.. sadakat içinde yaşadı ve öyle öldü.

271