İçeriğe geç

Elbette, kılıcın da, tabyelenmenin de bir hakkı vardır.. ve bunlar muvaffakiyete götürücü sebeplerdir. Fakat esas olan ancak ve ancak Cenâb-ı Hakk’ın irade ve meşîetidir. Çünkü her şeye kadir olan sadece O’dur.

Evet, sanki Cenâb-ı Hak, Uhud’daki geçici bozgunun diliyle mü’minlere şöyle demekteydi: Allah’ın (celle celâluhu) gücünü hesaba katmadan hiçbir yere varamazsınız. İşte görüyorsunuz ki, mutlak bir zaferden sonra, insanlar, mağlup da olabiliyor. Öyle ise Allah (celle celâluhu) dilemedikçe zafer elde edilemeyeceği gibi, mağlubiyetten kurtulmak da mümkün değildir.

Esasen her mü’minin, pratikten böyle bir tevhid dersi almaya ne kadar da çok ihtiyacı var. Belki de sahabe, bize verilmek istenen bu büyük dersin temsilcileri oldular.!

Ayrıca, Allah Resûlü’ne muhalefete verilen bu geçici ceza ile mü’minler tam bir teyakkuza geçmiş ve bundan böyle, Efendimiz’e karşı fikir beyan ederlerken dahi kılı kırk yaran bir inceliğe ulaşmışlardı. Onların elde ettiği bu edep de, elbette az bir kazanç değildi…

O gün ve daha sonra, günler Allah’ın (celle celâluhu) kudret elinde evrilip çevrilmektedir.70 Ancak netice, hemen her zaman inananlar lehinde olagelmiştir ve olagelecektir. Onun içindir ki Kur’ân-ı Kerim: وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ“Güzel netice müttakilerindir.”71 diyerek bu türlü durumlarda bizi hâlin kaoslarından kurtararak geleceğin ferahfeza iklimlerinde dolaştırmaktadır. Nitekim Uhud’da bu durum aynen yaşanmış ve netice, yine mü’minlerin zafer ve galebesiyle noktalanmıştır.

Evet, çeşitli hikmetlere mebnî, küçük bir arıza söz konusu olsa bile, Uhud kat’iyen bir yenilgi değildir. Hayır.! Uhud, çok yönlü, gizli bir zaferdir.

c. Mağlubiyet Psikolojisinin Giderilmesi

252