İçeriğe geç

Bunun üzerine Hz. Ömer (radıyallâhu anh) bana dönerek: “Ey İbn Abbas, sen de aynı mı düşünüyorsun?” dedi. Ben de: “Hayır!” dedim ve sustum. Hz. Ömer: “Öyle ise ne düşündüğünü söyle.” dedi ve bana söz hakkı verdi. Ben de şu açıklamayı yaptım: “Bu sûre, Resûlullah’ın ecelini haber vermektedir. Evet, bu sûrede Cenâb-ı Hak, Resûlü’ne şöyle demektedir: ‘Allah’ın nusreti ve fethi geldiği zaman, bil ki bu senin vazifenin bitmesi demektir. Öyle ise hamdederek Rabbini tesbih et ve O’na istiğfarda bulun. O tevbeleri kabul edendir.’”

Bu yorumum üzerine Hz. Ömer: “Bu sûreden ben de senin söylediğini anlıyorum.” der.65 İşte bu cevaptan sonradır ki mecliste bulunanlar Hz. Ömer’in niye İbn Abbas’a bu kadar değer verdiğini anlar ve susarlar.

Evet, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın verdiği bu gaybî haber de aynen zuhur etmiş; afv u mağfirete giden yolları açmak için gelen Nebiler Serveri dilinde afv u mağfiret dilekleri yükselip ruhunun ufkuna ulaşmıştır.

4. Kudüs’ün Fethi

412