Şimdi gelin hayal dünyamızda şöyle bir insan tasavvur edelim ki, bu insan, olabildiğine şirazesiz ve darmadağınık bir cemaat içinde zuhur etmiş ve tek başına bütün insanlığa âdeta meydan okumaktadır. Olabildiğine çarpık ve fasit fikirlerin, insanlığın hayatına hâkim olduğu bir devirde, yepyeni düşüncelerle gelerek, dünya çapında çok hayati bir kısım inkılapların planından söz etmekte ve bu inkılapların prensiplerini onlara kabul ettirmeye çalışmaktadır; çalışmaktadır ama dinleyen de çok azdır. Dahası bu toplumda bir yandan sefahet ve rezalet hükmetmekte, diğer yandan da bazıları putlara kurban keserek onlardan medet ummaktadır. İşte insanlar arasında, hem de din adına bin bir hurafenin yaşandığı, rezalet ve şenaatlerin ayyuka çıktığı, bazılarınca Kâbe’nin çırılçıplak tavaf edildiği bir dönemde, O’nun yaptığı şeyleri görmemezlik, bir körlüktür.