Arz edeceğimiz şu âyet de –ilâhî maksat mahfuz– yeni yeni vasıtaların icat edileceğine işarette bulunup, araştırma âşıklarına yeni hedefler ve bu hedeflere ulaşmak için de bir kısım koordinatlar vermektedir:وَاٰيَةٌ لَهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ وَخَلَقْنَا لَهُمْ مِنْ مِثْلِه۪ مَا يَرْكَبُونَ “Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımamız da onlar için büyük bir ibrettir. Onlar için, bunun gibi binecekleri daha başka şeyler de yaratacağız.”63
Evet, hiç şüphesiz, Cenâb-ı Hakk’ın lütfettiği nimetlerden biri de insanların denizlerde seyahat ettikleri gemilerdir. Âyetin nazil olduğu dönemde sadece rüzgârın esişine göre yol alan veya küreklerle yürüyen oldukça iptidaî ve basit gemiler vardı. Âyet-i kerimede, nimet ve minnet hususları korunadursun, “Onlar için bunun gibi binecekleri daha başka şeyler de yaratacağız.” buyrularak gelecekte icat edilecek olan buharlı gemiler, transatlantikler, motorlu vapurlar, denizaltılar, elektrik, atom ve hatta güneş enerjisi ile işleyen daha pek çok deniz vasıtalarına işaretlerin bulunduğunu kabulde hiçbir mahsur olmasa gerek.
O günün Müslümanları etseler etseler ancak yelkenli bir gemiyi tasavvur edebilirlerdi. Ama kat’iyen buharlı ve motorlu bir gemiyi ya da bir transatlantiği düşünemezlerdi. Ne var ki, Kur’ân, “Onlar için bunun gibi binecekleri başka şeyler de yaratacağız.” diyerek ilim adamlarına doğrudan doğruya bir fikir veriyor ve yeni yeni vasıtalar icat etmek isteyen kabiliyetlere daha engin ufuklar gösteriyordu. Zamanı gelince o gün için kullanılan iptidaî gemilerin yerini daha modern vasıtalar alacak ve Kur’ân’ın işaretleri ile örgülenen hususlar da bir bir gerçekleşecekti.
Dipnotlar
- 63 Yâsîn sûresi, 36/41-42.