İçeriğe geç

Evet, Efendimizle de olsa cibillî karabet, azab-ı ilâhîden kurtuluş için kâfi değildir. Eğer kâfi olsaydı Nebiler Serveri’ne neseben yakın olan Ebû Leheb ve onun hanımı kurtulurlardı; çünkü Ebû Leheb, Allah Resûlü’nün öz be öz amcası idi ki, kim bilir kaç defa O’nu kucağına almıştı; Ümmü Cemil ise onun hanımıydı. Ne var ki bunlar Peygamber Efendimiz’e ne kadar yakın da olsalar, Allah’a kurbiyetleri olmadığı için O’ndan istifade edip hidayete erememiş ve kendilerini kurtuluşa götürecek olan peygamber yoluna girememişlerdi.

Zannediyorum bu mevzuda asıl dikkat çeken husus şudur: O gün Resûl-i Ekrem’e ellerinden gelen kötülüğü yapan pek çok kâfir ve zalim vardı ama, âyetle tehdit edilen Ebû Leheb’di.. ve o, bir gün tehdit edildiği şeye maruz kalacaktı.

Bu hususun açılımında şu mülâhazalar söz konusu olabilir:

1. Efendimiz’in akrabası ve O’nun öz amcası olan bir şahsın, açık açık Kur’ân’ın tehditlerinden nasibini alması, kamuoyunda daha büyük bir tesir icra edecektir. Zira kimse, risalet etrafında şüphe uyarma anlamına gelen “Peygamber akrabaları kayırılıyor” zannına kapılmayacak ve Allah’ın indinde bütün kâfirlerin aynı kabul edildiği vurgulanacaktı ki, bu da bize, Nebiler Serveri’nin her yönüyle vahye ve risalete gölge düşürecek mülâhazalardan korunduğunu göstermektedir.

398