İçeriğe geç

İşte Kur’ân, Tebbet sûresiyle Ebû Leheb’i ele alarak, ona âdeta “Senin çok yakınında böyle bir ilâhî meşale par par yanıp durduğu hâlde, sen ona gözlerini kapıyor hatta onu söndürmeye çalışıyorsun. Dahası bütün cihana hidayet vesilesi olacak mübarek bir kaynağa sırtını dönüyorsun!” demekte ve bütün âleme ders olabilecek canlı bir tablo sunmaktadır.

Evet, Kur’ân: “O, alevli bir ateşte yanacak.” diyerek, Ebû Leheb henüz hayatta iken onun iman etmeyeceğini ve neticede imansızlığı ve küfrü yüzünden Cehennem’e gideceğini haber veriyordu. Mevsimi gelince, Kur’ân’ın dediği aynıyla çıkıyor ve Ebû Leheb hayatını küfür ve dalâlet içinde noktalıyordu. Bir rivayete göre o, müşriklerin Bedir’de mağlubiyetlerini öğrenince kederinden ölüp gitmişti. Diğer bir rivayette ise, Bedir neticesinde bir kuyu başında Ebû Süfyan, Ebû Leheb’e Müslümanlar karşısında nasıl kuvve-i mâneviyelerinin sarsılıp hezimete uğradıklarını ve Müslümanların kahramanlıklarını anlattığı bir sırada, orada bulunan ve Hz. Abbas’ın daha önce Müslüman olan kölesi, meleklerin Müslüman ordusuna yardım ettiğini söyleyivermiş, buna sinirlenen Ebû Leheb de öfkeyle ona bir tokat vurmuş ve onu yere yıkmıştı.

Bunu gören Hz. Abbas’ın hanımı, kölesine vurulan bu yumruğu hazmedemeyerek elindeki sopayı Ebû Leheb’in kafasına indirmiş ve “Efendisi burada olmadığı için onu dövebiliyorsun!” demişti. İşte böylesine şiddetli bir sopa darbesi alan Ebû Leheb, ihtimal, beyin kanamasından ölüp gitmişti. Öldüğünde de cesedi hemen kokuşmuş olacak ki, günlerce yanına kimse yaklaşamamış, hatta evlatları dahi ona sahip çıkıp gömmemiş ve sonunda ayağına bir ip bağlanarak sürüklenmiş ve bir çukura atılıvermişti.57

400