İçeriğe geç

Bu ilâhî beyan, Allah Resûlü’ne insanların eliyle bir zarar verilemeyeceği hakikatini gaybî bir surette haber vermektedir. Efendimiz, bütün insanlığı kuşatan evrensel bir dava ile ortaya çıkmıştı. Elbette böylesine büyük bir dava, bir kısım münkir ve müşrikler tarafından tepki ile karşılanacaktı, karşılandı da. Evet, pek çok münkir ve müşrik, bu mukaddes davanın karşısına dikilip, onun gelişip yayılmasına fırsat vermeme kararında idiler. Nitekim İslâm, Mekke toplumu içinde intişar etmeye başlayınca, Mekke müşrikleri her türlü mücadele yolunu deneyerek İslâm’ı ve Müslümanları âdeta abluka altına aldılar. Muvaffak olamayacaklarını anlayınca da, doğrudan dava sahibi olan Nebiler Serveri’ni ortadan kaldırmaya karar verdiler.

Ancak Allah (celle celâluhu), onların bu gizli planlarını Resûlü’ne bildirerek, yukarıda zikredilen âyet-i kerime ile her ne suretle olursa olsun O’nu koruyacağını ve müşriklerin O’na herhangi bir şekilde zarar veremeyeceklerini haber verdi. Zira İnsanlığın İftihar Tablosu’nun davası, bütün insanlığın ebedî felâh ve saadetiyle alâkalı davalarüstü bir davaydı. Bu davanın temsilcisi ise, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) idi. Beşer, ancak O’nun rehberliğinde arzu ettiği saadete kavuşabilecekti ki, O’nun hayatına hâtime çekildiğinde her şeyin yeniden bir kere daha karanlıklara gömülmesi mukadderdi.

357