Kezâ bu cümleden olarak, Müslümanların Mekke’de değişik tazyikler altında inim inim inledikleri bir dönemde, Kur’ân-ı Kerim, inanması çok güç bişaretlerle onların içine su serpiyor ve “Allah içinizde iman edip salih amel işleyenlere daha önceki mü’minleri (Hazreti Davud ve Süleyman aleyhimesselâm) dünyevî hâkimiyetle serfiraz kıldığı gibi onlara da hâkimiyet lütfederek, hoşnutluğunu ona bağladığı İslâm dinini yaşama ve tatbik etme güç ve imkânı bahşedip, yaşadıkları o korkulu dönemin arkasından herkesi tam güvene erdirecektir.”31 diyordu ki, o günkü şartlar ve dünya ahvâli içinde böyle bir şeye ihtimal vermek çok güç hatta imkânsız görünüyordu. Ama mevsimi gelince hepsi oldu. Âkif’in ifadesiyle, “Başlarda gezen ayaklar suya erdi.” ve Kur’ân temsilcileri gidip dört bir yana otağlar kurdu.
Dipnotlar
- 31 Nûr sûresi, 24/55.