İçeriğe geç

Kur’ân’ın, Ebû Leheb’in bu kötü sonunu haber verdiği dönemde, ufuklarda bu neticeye emare sayılabilecek en küçük bir iz dahi yoktu. Bu âyetlerin nazil olmasından –yaklaşık– on sene sonra Müslümanların Bedir’de galibiyeti ve müşriklerin mağlubiyeti karşısında küfrü, gayzı, nefreti ve hasedi içinde, tam Kur’ân’ın haber verdiği gibi imansız olarak ölmüş ve bu şekil ölümüyle o da Kur’ân’ın Allah kelâmı olduğunu doğrulamıştı.

Herkes “Falan, Cehennem’e gidecek!” türünden iddialarda bulunabilir. Ancak kâfir olarak ölmesi beklenen pek çok kimsenin hayatının son deminde hâlis bir Müslüman hâline geldiği de az değildir.

Evet, gaybe ıttıla, insan için mümkün değildir. Allah dilemez ve bildirmezse hiç kimse böyle bir şeyden haber veremez. Hele hele gaybı taşlarcasına ortaya atılan haberler, neticede sahiplerini rezil ve rüsvay etmekten başka bir şeye yaramaz. Ancak Allah (celle celâluhu), bu ve benzeri gaybî haberlerle Nebisine ihsanda bulunmuş ve bunlarla O’nun nübüvvet ve risaletini teyit etmiştir ki, en başta da Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile alay etmeye kalkışanlar, Kur’ân’ın verdiği bu haberlerin teker teker zuhuru karşısında apışıp kalmışlardır.

F. Müteferrik Mucize ve Haberler

1. Her Şeyi Yaratan Allah’tır

Gaybî haberler, beşerin güç, tâkat ve idrak ufkunu aşan konulardandır. Zira insanın, ne ilim ve irfanı ile ne de akıl, mantık ve idraki ile bunlara muktedir olması düşünülemez; düşünülemez zira bunlar birer mucizedir. Kelime itibarıyla “acz” kökünden türetilmiş olan mucize, “âciz bırakan, acze düşüren” mânâlarına gelir.

401