d. Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın ihbârâtının pek çoğu istikbale aittir. Bunu biraz açmak yararlı olacaktır. Geçmişe ait haberlere, insanlar farklı mülâhazalarla itirazlarda bulunabilirler. Hâle ait haberler ise mucize ya da harikulâde sayılmazlar. Ancak istikbale ait ihbârât ve işaretler zamanı geldiğinde vâki olur ki artık onda herhangi bir itiraza mahal kalmaz.. ve işte bu kabîl haberlerde her zaman bir meydan okuma söz konusudur. Dolayısıyla bu kabîl haberler beşerin daha fazla dikkatini celbeder ve haber kaynağı da daha fazla itibar görür.
Yeri gelmişken, tarihî bir gerçeğe temas etmek istiyorum. Materyalist felsefenin kurucularından ve önemli köşe taşlarından sayılan Marks, sistemini kurarken bir kehanette bulunmuştu. Bu kehanete göre Marksizm ilk defa İngiltere’de uygulanacaktır. Çünkü onun felsefesinin ruhu bunu gerektiriyordu. Ve o sistemini, daha ziyade kapitalist felsefenin iflasına bağlıyordu. Böylece bu maddeci ve materyalist akım, iflasın eşiğinde olan kapitalizmden sonra –onun kehanetine göre– kaçınılmaz olmalıydı.
İhtimal, Marks’ın düşüncesi şuydu: Avrupa, ortaçağdan bu yana sosyal sınıfların çatıştığı dengesiz bir yapı arz ediyordu ve sınıflar mücadelesi de kıyasıya sürüyordu ki, işte bu sınıflar mücadelesi İngiltere’de sosyalizm ve komünizmle son bulacaktı. Bu da insanların iradelerine bağlı olmayıp, kaçınılmaz tabiî bir kanun gibi sayılabilirdi. Ne var ki, bu kehanet tutmadı. Elli yıl sonra bu maddeci sistem, hiç tahmin edilmeyen bir coğrafyada, yani Rusya’da gerçekleşti. Böylece sistem, daha baştan yara aldı ve ciddî bir yanlış üzerine kurulduğu ortaya çıkıverdi.