1. Bu sihir, çok farklı ve bütün sihirleri aşkın tesirli bir sihirdir.
2. Kur’ân büyüsünün insan üzerinde anlaşılmayan bir tesiri söz konusudur.
Bir mânâda her tarafa çekilebilen bu sözlerden anlaşılan şudur; Velid b. Muğîre, her ne kadar çevresindekilere böyle söylese de, içinden Kur’ân’ın bir sihir olmadığını çok iyi bilmektedir. İhtimal ki o, bu sözlerle Kur’ân’ın tesirini anlatmak ve “Kur’ân’ın bizzat kendisi sihir değildir ama sihir gibi insanları büyülüyor.” demek istemiştir. Bu da vak’anın raporundan başka bir şey değildi.
Bu, günümüzde de bir kısım inkârcıların, Allah’ın kâinattaki o baş döndürücü tasarrufunu görmezlikten gelerek, varlık ve hâdiselere fennî birer nam takıp bu namlar her şeyi izah ediyormuş gibi eşyayı tarif ve tefsir etmelerine benzemektedir. Meselâ, kâinatta bütün kütleler birbirini çekmektedirler. Kütleler arasındaki bu çekim (câzibe) kuvveti, cisimlerin kütleleriyle doğru orantılı, aralarındaki mesafenin karesiyle de ters orantılıdır. Dolayısıyla dünya ile güneş de birbirlerini karşılıklı olarak çekmektedirler. Bu çekim kuvvetinden dolayı dünya güneşin etrafında bir sapan taşı gibi döndürülmektedir ki, bu çekme hâdisesine fizikte “Nevton Çekme Kanunu” denilmektedir.