Müslümanların baskılar altında bulundukları bir sırada, Romalılarla Sasaniler arasında da mütemadi bir savaş vardı; İranlılar bu savaşlarda Romalıları İstanbul (Konstantiniyye) önlerine kadar sürmüş ve onları çok ağır vergilere mahkûm etmişlerdi. İşte o günlerde müşrikler gelip gelip Müslümanlara dalaşıyor; “Ateşperest İranlılar Allah’a inanan Hristiyanları ezip geçtikleri gibi biz de sizi bitireceğiz!..” diyor ve o bir avuç mü’mini sürekli tehdit ediyorlardı. Tam bu esnada Allah şu bişaretle onları sevindirdi ve yüreklendirdi: “Rumlar size yakın bir yerde (şimdilik) mağlup oldular; ama bu yenilgiden sonra onlar tekrar galip geleceklerdir. (Bütün) bu vaad birkaç yıl (bid’-i sinîn) içinde mutlaka gerçekleşecektir. İşin önü de sonu da emir ve irade-i ilâhiyeye tâbidir. Ayrıca o gün mü’minler de Allah’ın lütfettiği bir zaferle (Bedir zaferi) sevineceklerdir.”32Mevsimi gelince her şey Kur’ân’ın dediği gibi oldu; Romalılar derlenip toparlanıp Sasanileri bir kere daha yenilgiye uğrattıkları aynı gün, mü’minler de Bedir zaferiyle sevinç yaşıyorlardı.
Diğer bir gaybî haber de Mekke fethiyle alâkalıydı. Bazı mü’minler açısından ümit-şiken hâdiselerin iç içe cereyan ettiği Hudeybiye sulhü esnasında muahede şartlarından ötürü bir kısım mü’min sineler buruklaşmış, gözleri Efendiler Efendisi’nin çehresinde bir muştu bekliyorlardı.. sonunda bekledikleri oldu ve Fetih sûre-i celilesi inzal edildi. Evet, Kur’ân: “Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkarıp, kiminiz traşlı, kiminiz de saçlarını kısaltmış olarak (bunlar Hac menâsikine ait esaslar) kimseden korkmaksızın ve tam bir güven içinde mutlaka ‘Mescid-i Haram’a gireceksiniz.”33diyordu ve dediği gibi oldu. Kısa bir süre sonra ilahî beyanın resmettiği çerçevede Mekke’ye girildi ve Kâbe tavaf edildi.
Dipnotlar
- 32 Rûm sûresi, 30/2-5.
- 33 Fetih sûresi, 48/27.