İçeriğe geç

Biz, kendimizi bütün bütün sıfırlayıp secdeye kapandığımızda belki o, sinek kanadı kadar bir değer ve kıymeti haiz olmayan ve Cenâb-ı Hakk’ın vaaat ettiği şeylerle teraziye dahi konmayacak olan makam ve mevkimizi, memuriyetimizi, harmanımızı, dükkânımızı, malımızı, mülkümüzü nazara verecek, onlara dikkatimizi çekmeye çalışacak ama biz, bir miraç yaptığımızı düşünecek, bir an evvel merdivenin başına çıkma heyecanıyla soluk soluğa koştuğumuzu ve Cenâb-ı Hakk’ın rahmetiyle yüz yüze geldiğimizi hatırlayacağız. Sonra da, “Ey mel’ûn! Rabbimiz bize Cennet ve Cemalullah vaat ediyor, ya senin sermayen nedir?” deyip secdede daha bir derinleşmek suretiyle bu vesveselerden kurtulmaya çalışacağız.

b. Şeytanın Namazdan Hırsızlaması

Namazda sağa-sola bakmaya, şeytanın namazdan hırsızlaması denir. Yani o, namazı tamamen çalamıyor da bir kısmını hırsızlıyor. Erkânı çalamıyor. Son kozunu, nazarları çalma ile kullanıyor. “Sağa baktırabilir miyim, sola baktırabilir miyim?” diye çabalıyor.

Namazdan hiçbir şey çaldırmamak lazım. Şeytan, hiçbir şey çalmamalı namazdan. O bir emanettir. Tam tekmil namaz emanetinin emini olan insanlar, hakikat-ı namaz, misal âlemindeki mahiyeti itibarıyla neden ibaretse, namazlarını ona uygun şekilde eda etmelidirler. Orada rahatsızlık yaşamamak için sizin burada namaza rahatsızlık vermemeniz ve hırsız elinin ona uzanmasına mâni olmanız gerekir. Bütün kalbiniz, hissiyatınız ve letâifinizle Allah’a (celle celâluhu) müteveccih olmalı; namazın hiçbir yerinden hiçbir şey çaldırmamalısınız. İşin henüz başındakilerin o meseleyi duyarak yapması zordur. Fakat Allah bir gün o kapıyı aralayabilir. Hele siz dişinizi sıkın, en önemli, en müsait vaktinizi namaza verin ve zorlayın kendinizi. İnşâallah bir gün gelir, onu güzel bir şekilde eda etme imkânı doğar.

c. Namazlara Karşı Tembellik

138