İçeriğe geç

“Bu gece Rabbim bana en güzel bir surette göründü ve, “Ey Muhammed!” dedi. “Buyur Rabbim, emrindeyim!” dedim. “Mele-i A’lâ(da bulunanların) nelerle yarıştıklarını biliyor musun?” dedi. “Hayır!” dedim. Bunun üzerine elini omuzlarımın arasına koydu. (Hatta onun serinliğini göğsümde hissettim.) Derken semavât ve arzda olanları öğrendim. Sonra, “Ey Muhammed! Mele-i A’lâ (efradı) nelerde yarışır biliyor musun?” dedi. “Evet! Dereceler artıran ve günahlara kefaret olan amellerde.” Kefaretler ise; yaya olarak namaza gitmek, şiddetli soğuklarda abdesti tastamam almak, bir namazdan sonra diğer namazı beklemektir. Kim bunlara devam ederse, hayır üzere yaşar, hayır üzere ölür, günah mevzuunda da annesinden doğduğu günkü gibi olur” dedim.”61

Demek namazdan sonra diğer bir namazı bekleme, Mele-i A’lâ’nın sakinleri arasında önemli bir husustur. Mesela öğleyi kıldınız, daha sonra kılınacak başka bir farz da yok. Sizin içinizden, “Ah, bir ikindi vakti gelse de Rabbimin huzuruna dursam ve onu da bir eda ediversem.” deyip beklemeniz, melekler arasında çekişmeye sebep olmaktadır. Evet, kul, ibadet ü taate niyet ettiği andan itibaren, ibadet ü taatin içine girmiş demektir.

Mescit yolunda atılan adımların ayrı bir hususiyeti vardır. Zira mescitler, tazarru ve niyetlerin Allah’a yükseldiği mukaddes mekânlardır. Bir kısım kimseler, namazlarını mescit yerine evlerinde kılmak suretiyle hem kâmilâne bir namazdan hem de yirmi yedi kat sevaptan mahrum kalırlar.

57