İçeriğe geç

Namazın çekirdeği mahiyetinde olan bu ifadeler aynı zamanda kulluğun da esaslarıdır ve mü’minin tefekkür dünyası için çok önemli unsurlardır. Diğer bir ifadeyle mezkûr ifadeler, mü’minin tefekkürle dolduktan sonra boşalmasını dillendiren çok mühim cümlelerdir. Ayrıca bu ifadelerden her biri, mü’minin, kâinattaki hakikatler karşısındaki hayranlığını seslendirirler. Şimdi isterseniz icmalî (özet) olarak yaptığımız bu değerlendirmeleri biraz daha açalım:

Güzel bir sözde, “Namaz, mü’minin miracıdır.” buyrulmuştur.104 Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), cismiyle ve ruhuyla semalara çıkmış, mertebeler üstü zirvelere ulaşmış, görmesi gerekli olan şeyleri –Allah’ın lütfuyla– görmüş ve daha sonra da geriye dönüp gelmiştir. Mü’min bu ufku, iyi konsantre olursa her zaman hayalinde, ruhunda ve zihninde yakalayabilir ve hakiki miracın gölgesinde izafî miracı yaşayabilir.

İnsan, bahsini ettiğimiz bu fikrî ve ruhî miracını yaparken tekvînî (kâinatla alâkalı) ve enfüsî (insanın iç dünyasıyla alâkalı) âyetleri müşâhade eder, Kur’ân’ın âyetleriyle bunlar arasında münasebetler bulur. Yerde bulunduğu aynı anda başının atmosferi aştığını, gidip ta ötelere ulaştığını duyar gibi olur. Evet, insan, ruhunu biraz dinlese o atmosferi her zaman yakalayabilir.

Bundan sonra karşınıza, Kur’ân’ın âyetlerinin de yardımıyla rengârenk tablolar çıkar ki bu tablolar, sizin nefsinize karşı, nefsinizden çıkabileceği gibi, kâinattan doğma tablolar da olabilir.. ve siz bu tabloların her birinde ne rengârenk şeylerle karşı karşıya kalırsınız! Aslında topyekün kâinat, eşya ve insan vücudunda, insanla kâinat arasındaki münasebetlerde öyle bir âhenk vardır ki dahası olamaz.

117