İçeriğe geç

Şeytan, Allah’ın emrine isyan ettiği anda söylediği, فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ “Beni rahmetinden uzaklaştırmana karşılık, and içerim ki ben de onları (kullarını) saptırmak için Senin doğru yolunun üstüne oturacağım.”135 sözüne sadâkat içinde yaşar ve her daim önden, arkadan, sağdan, soldan yaklaşmak suretiyle mü’minleri baştan çıkarmaya çalışır. Şeytan, bu sözü her türlü iyilikten mü’mini alıkoyma adına söylemiştir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), onun bu sinsiliğini, إِنَّ الشَّيْطَانَ يَجْرِي مِنَ ابْنِ آدَمَ مَجْرَى الدَّمِ“Şeytan, Âdemoğlunun damarlarında dolaşır.”136 sözüyle ifade eder.

Şeytan, mü’mine daha çok namazda yaklaşır. Çünkü namaz, diğer bütün ibadetlerin ihtiva ettiği mânâları kapsar. Dolayısıyla hiçbir ibadet onun seviyesine ulaşamaz. Onun bu hususiyetinden dolayı da şeytan namazda insana musallat olur; mü’minin kalbine vesvese, kafasına da şüphe ve tereddüt okları atar; onu dünyevî meselelerle meşgul eder ve bu şekilde namazını ifsat etmeye çalışır.

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Bir yerde ezan okunduğunda şeytan oradan bir hınçla uzaklaşır; ezanı duyamayacağı yere kadar koşar. Ezan bitince tekrar gelir. Kâmete başlanınca yine uzaklaşır, kâmet bitince geri dönüp kişi ile kalbinin arasına girer ve ‘Şunu hatırla, bunu düşün!’ diye aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir. Öyle ki (buna kapılan) kişi kaç rekât kıldığını bilemeyecek hâle gelir.”137 hadisiyle, şeytanın daha çok, namaz vesilesiyle miraç yapan insanlara musallat olacağını; mâneviyat adına boş ve harap gönüllere uğramayacağını bildirmektedir.

136