“Beş vakit namaz, Cuma namazı, diğer Cuma namazına kadar, Ramazan diğer Ramazan’a kadar hep günahlara kefarettirler. Büyük günah irtikâp edilmedikçe aralarındaki günahları affettirirler.”155
Başka bir hadislerinde ise; “Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve o kişi bu nehirde her gün beş kere yıkansa, acaba üzerinde hiç kir kalır mı, ne dersiniz?” diye sormuş. Ashabın, ‘Bu hâl, onun kirlerinden hiçbir şey bırakmaz!’ demesi üzerine de Efendimiz; “İşte bu, beş vakit namazın misalidir. Allah, onlar sayesinde bütün günahları siler.” buyurur.156
İnanıyoruz ki mescitler eski fonksiyonlarını ifa ettiği zaman, insanlar, vicdan duruluğu ve iç dinamizmiyle Allah’a hesap verme havası içinde iş yapacak, adımlarını ona göre atacak, cahiliye devrine ait şeyleri arkalarında bırakacak ve İslam’a bir adım daha yaklaşmış olacaklardır. Belki bu mevzuda şimdiye kadar bir takım adımlar atıldı ve hamleler yapıldı; ancak beklenen semere henüz elde edilemedi. Ümit edilir ki bundan sonra bu istikamette bir kısım kararlar alınarak camiler sadece bir kısım ibadetlerin yapıldığı yerler hâlinden çıkarılır ve topluma yönelik bazı vazifelerin de ifa edildiği mekânlar hâline getirilir. Kur’ân’ın ifadesiyle mescitlere gerçek fonksiyonunu kazandıracak ve oraları maddî ve mânevî açıdan imar edecek kimseler, Allah’a hakkıyla iman edenlerdir. Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ آمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ
وَأَقَامَ الصَّلَاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا اللّٰهَ
“Allah’ın mescitleri ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimselerle mamur olur.”157