Cenâb-ı Hak,قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ “Mü’minler felah buldular…” buyuruyor. Devamında ise, kurtuluşa eren bu mü’minlerin ilk vasfı olarak, namazlarını ciddi bir huşû, kalplerini Allah’a vermişlik içinde, ihsan şuuruyla, görülüyor olma mülâhazasıyla eda etmelerini zikrediyor. Herkes meseleyi bu çerçevede eda edebiliyor mu diye kendi vicdanına bakmalıdır. İnsanın bu seviyeye ulaşabilmesi için öncelikli olarak amellerinin ahirette arz edileceğine inanıyor olması gerekir. وَقُلِ اعْمَلُوا فَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ وَالْمُؤْمِنُونَ “Amel edin, öyle amel edin ki, o amelinizi Allah görecek, Peygamber de, mü’minler de görecek.”83 âyet-i kerimesi bize bu konuda yol göstermektedir. Öyle amel edin ki onlar Allah’ın, Peygamberin ve gerçekten inanmış mü’minlerin görüşüne arz edilecek şekilde olsun. Âyet-i kerimeden anlaşılacağı gibi insan, gerek dünyevî gerekse uhrevî amellerini elinden geldiği kadar sağlam yapmaya çalışmalıdır. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) uygulaması da bunu teyit eder mahiyettedir; Hz. Âişe Validemizin ifadeleri içinde O, bir iş yaptığı zaman itkan üzere yani hiçbir boşluk bırakmayacak şekilde sağlam yapardı.84 Peygamberine ittiba ile mükellef olan bir mü’min, amelini, tenkit getirmeyecek, sorgulanmayacak şekilde yapmalıdır. Amellerin en güzeli namaz ise ve namazdan daha büyük bir şey yoksa, eksik ve hatalı olarak kılacağımız her namaz bizde bir gedik açıyor demektir.