Benî Selime oymağı, Allah Resûlü zamanında Medine’nin dış mahallelerinden birinde oturuyorlardı. Namaz vakitlerinde Mescid-i Nebevî’ye gelmeleri zor olduğu gibi Efendimiz’in sohbetlerinin hepsine de iştirak edemiyorlardı. Bu sebeple Mescid’in yakınlarına taşınmak için karar almışlardı. Durumdan haberdar olan Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Benî Selime, mahallenizde kalın! (Mescide gelirken attığınız) adımların sevabını hesaba katmıyor musunuz?” buyurdu. Bunun üzerine yerlerinde kaldılar.62
Evet, mescide gidip namazımızı eda edeceğiz. Zira mescitler, yeryüzünde, Allah’ın mescidi olan Kâbe’ye teveccüh etmiş işaretçilerdir ve insanlara Allah’a giden yolu gösterirler. Dolayısıyla cemaat hâlinde eda ettiğimiz namazlar, Kâbe’de eda edilen namazlar arasında değerlendirilir. Çünkü Kâbe, Allah’ın vaz’ ettiği bir mescit ise öbürü de ona bağlı ve onun etrafını çepeçevre sarmış insanların yapmış olduğu mescitlerdir. Bu mescitlerdeki minberler, mihraplar, Allah mescidinin mihrap ve minberine müteveccihtir. Hepimiz, her zaman namazlarımızı Kâbe’de edaya muktedir olamadığımıza göre, onun izdüşümü olan bu mescitlere iştirak etmek suretiyle Kâbe’de kılmış gibi sevap kazanabiliriz.