Diğer yandan yeryüzündeki canlılara baktığımızda onların bazılarının iki ayağı, bazılarının dört ayağı üzerinde, bazılarının da yüzüstü durduklarını ve hâl diliyle Allah’a kulluklarını bu şekilde ifade ettiklerini görürürüz. İnsan da namazda onların hepsinin kulluğunu ifade edecek bir keyfiyet sergiler. Ayrıca diğer mahlûkata karşı sahip olduğu özellikleri anlama adına namaz insana yol gösterir. İnsan, kıyamda, “Rabbim sana hamdolsun, beni bir ağaç gibi hareketsiz, dimdik yaratmamışsın. Verdiğin mafsallar sayesinde eğilip kalkabiliyor, her türlü hareketi zahmetsizce yapabiliyorum.”; rüku’da, “Sana hamdolsun, beni bir kısım mahlûkat gibi iki büklüm yaratmamışsın.”; secdede, “Sana hamdolsun, beni, yüzü yerde sürüm sürüm bir mahlûk yapmamışsın.” der ve onların bu hâllerini idrak eder. Bu durumu ifade sadedinde Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
واللّٰهُُ خَلَقَ كُلَّ دَابَّةٍ مِنْ مَاءٍ فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى بَطْنِهِ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى أَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللّٰهُ مَا يَشَاءُ إِنَّ اللّٰهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
“Allah her canlıyı sudan yarattı: Kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah her şeye kadirdir.”57
Yukarıda saydığımız yönleri itibarıyla namaz, insan için bütün ibadetleri hatırlatan âdeta bir fihristtir.