İçeriğe geç

Evet, bu tür davranışlara şirk bulaşır. Çünkü Allah ve rıza-i ilâhî gözetilmemiş, sadece başkalarının hoşnutluğu nazar-ı itibara alınmıştır. Oysaki dışa akseden derinlik, kalbde de varsa bir kıymet kazanır. Yoksa kendini beğendirmeye yönelik derin görünme çok tehlikeli bir durumdur ve –hafizanallah– kişi mü’min de olsa onun defterine bu bir şirk ameli olarak kaydedilir.

Hâlbuki Müslümanlık temelde insanları şirkten kurtarmak için gelmiş ilâhî kanunlar mecmuası bir nizamın unvanıdır. Burada bir kez daha ifade edelim ki Allah (celle celâluhu), Allah olduğu için mâbud, mahbûb, maksûd ve matluptur. Yoksa ibadet edildiği için Allah değildir. Dolayısıyla bütün mülâhazalar Zât’ına bağlanarak kulluk edilmesi ve bu kulluk vazifesinde hiçbir şeyin O’na ortak koşulmaması, O’nun hakkı, bizim de vazifemizdir. Bu vazifeyi yerine getirirken başka mülâhazaları işin içine katmak, o işi kirletmek demektir.

Yapılan, yapılmaya çalışılan ibadet ve hizmetlerde sadece ve sadece Cenâb-ı Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu mülâhazaya alma, her hâlükârda kulluk borcunu tastamam yerine getirme gayreti içinde olma ve hatta “Acaba ihlâsa zıt bir kısım düşüncelerle kulluğumu bulandırıyor muyum?” düşüncesiyle tir tir titreme, mü’min olarak hepimizin ulaşmak istediği bir ufuk olmalıdır. Bunun yanında bir de Allah’ın rızasını bırakıp başkalarına şirin görünme, “maşallah, bârekallah” dedirtip iltifat ve alkış beklentisi içinde olma gibi bir hâlet-i ruhiye vardır ki, bu da hiç şüphesiz mü’mine yakışmayan, şirki çağrıştıran çirkin bir hâldir.

73