İçeriğe geç

Rükûdan doğrulurken, “Hesabın ağırlığı altında belim bükülüp rükûa gittikten sonra yeniden doğrulmaya muvaffak kılmandan dolayı Sana hamdolsun Allahım!” mânâsına سَمِعَ اللّٰهُ لِمَنْ حَمِدَهُ “Allah, Kendine hamdedeni işitir.” der. Bir “elif” gibi dimdik ayakta doğrulunca da, “Evet doğru, hamd ve minnet Sanadır Allahım!” der. Bazen de sadece bunu söylemeyi az bulur ve اللّٰهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا وَالْحَمْدُ لِلهِ كَثِيرًا وَسُبْحَانَ اللّٰهِ بُكْرَةً وَأَصِيلًا “Allah, uluların ulusudur, Allah’a hamdimiz çoktur, sabah-akşam tesbihimiz Allah’adır.” der. Rükûdan kalktığı zaman bunu bir sahabi söyleyince Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Bu sözleri söyleyen kimdi?” demiş, sahabinin, “Bendim, ya Resûlallah.” demesi üzerine de şöyle buyurur: “O sözler hoşuma gitti. Sema kapıları onlara açıldı.”81

Hâsılı namaz, hayatın bütün mânâları kendisine serpiştirilmiş bir ibadettir. Ve o, baştan sona kulluğu itiraftır. Dolayısıyla kul, ezandan namazın bitimine kadar onu aşk u şevk içinde duyar ve idrak eder.

a. Namazın Hakikati

Namazın, şart ve rükünlerine riayet etme gibi zâhirî (görünen) yüzü bulunduğu gibi, onun bir de bâtınî (görünmeyen) yönü vardır. Namazı; şartlarına, rükünlerine, vaciplerine ve müstahaplarına riayet ederek kılan bir kimsenin namazı sahih sayılır. Onun bu şekilde namaz kıldığını görenler de, o kimsenin namazlarını doğru kıldığına hükmederler. Niyetin sağlam yapılması, ihlâslı olunması ve huşû içinde eda edilmesi ise namazın bâtınıyla ilgili meselelerdir. Bazı âlimler huşû ve hudû’u namazın erkânından, bazıları da vaciplerinden saymışlardır.

85