İçeriğe geç

Bazı Hanefi fıkıh kitaplarında, hangi delile dayandığı belli olmasa da, “Niyeti ağızla söylemek daha evlâdır.” diye kaydedilmiş ve bu âdet hâline gelmiş. Bu sebeple insanlar namaza dururken “Neveytü en usalliye lillahi…” diyerek veya bunun Türkçesini söyleyerek “Niyet ettim Allah rızası için…” demek suretiyle sesli niyet ediyorlar. Eğer bu şekilde kalbin Cenâb-ı Hakk’a teveccühü sağlanabiliyorsa ne âlâ! Ama lafızda kalınıyor ve ne dendiğinin bile farkına varılmadan bazı kelimeler söylenip namaza duruluyorsa ve kalb, yönelmesi gereken tarafa yönelemiyorsa, istenen şey yerine gelmiyor demektir.

İşte niyeti bu şekilde öğrenen ve böyle bir irtibat içinde yaşamaya başlayan bir insan, “Bugüne kadar bütün namazlarımı eksiksiz kıldım. Fakat bunların hakkını verebildim mi bilemiyorum. Bu sebeple bu namazlarımı yeniden kaza etmeliyim veya ‘cebren li’n-noksan’ olması adına nafile namaz kılmalıyım.” diyebilir. Allah (celle celâluhu) bir süre daha ömür verirse –her gün bir günlük kaza kılmak suretiyle– eksik ve gediğini kapamış olur.

Ayrıca Hanefilerde beş vakit farz namaz çok dikkatle kılındığı gibi, beş vakit namazın sünnetleri de kılınmalıdır. Bunların on iki rekâtı Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) tarafından tekitle (kuvvetli bir şekilde) emredilmiş müekked sünnettir. İkindinin sünneti için böyle bir tekit yoktur. Ama o da faziletli kabul edilen amellerdendir. Yatsının ilk dört rekât sünneti de böyledir. O da Kütüb-ü sitte’de yoktur; fakat Aliyyülkârî’nin Fethu Babi’l-İnâye adlı kitabında, Said İbn Mansur’un Sünen’indeki bir hâdise dayanarak kaydettiği üzere, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) yatsıdan önce de dört rekât sünnet namaz kılmıştır.115

128