Namaz, diğer ibadetlerde bulunmayan bazı hususları da içine alan bir ibadettir. O, Rabbin davetine bir icabet ve bu icabetin kendine has formüle edilmiş şeklidir. Bu yönüyle namaz hususiyeti olan bir ibadettir. İbadetlerin hepsi belli vakitlere bağlıdır; dolayısıyla belli zaman dilimlerinde yapılır ve biter; namaz ise aralıksız devam eder. Mesela biz, Ramazan orucuna başlamakla birlikte, bir de bakarız ki ay çekilip gitmeye yüz tutmuş. Haddizatında oruç, şerefli bir ibadettir ve gizli yapılır. Dolayısıyla aç duranın sırrını ancak Allah (celle celâluhu) bilir ve onun mükâfatını sadece O takdir eder. Ancak ona tekrar kavuşabilmek için bir yıl beklemek gerekir.
Senede bir defa verilen zekât da bir kısım şartların gerekli olması açısından herkesin yapabileceği bir ibadet değildir. Malınızdan zekât için ayırdığınız miktarı, zamanı gelince verilmesi gereken yere verir, borcunuzu eda etmiş olursunuz. Bu yönüyle ona anlık bir ibadet olarak bakılabilir. Esasında zekât, zekâtı verilen mala yıl boyunca bir yümün ve bereket getirir. Belki malınızdan koparıp bir parçasını vermekle sanki canınızdan bir parça gidiyor gibi olur ama Rabbin emri istikametinde hareket ettiğinizden dolayı kalbiniz huzura erer ve onu vermede bir neşe ve huzur duyarsınız.
Hac da öyledir; mü’min, hac vesilesiyle gittiği yerde ihrama girer, Rabb’e gönlünü verir, aşk u şevk içinde,
لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ، لَبَّيْكَ لَا شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ، إِنَّ الْحَمْدَ
وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ، لَا شَرِيكَ لَكَ