İçeriğe geç

Hakiki mü’mine gelince o, Allah’ın kendisine yüklediği vazifeleri yapmayı başkalarına müessiriyet adına önemli bir esas kabul eder. Çünkü Allah, bu hususta يَا عِيسَى عِظْ نَفْسَكَ فَإِنِ اتَّعَظَتْ فَعِظِ النَّاسَ وَإِلَّا فَاسْتَحْيِ مِنِّي “Ey İsa! Önce kendi nefsine nasihat et. Eğer öğüt alırsa, sonra insanlara nasihatte bulun. Aksi takdirde Benden hayâ et.”148 diyerek Hz. İsa’ya dahi tembihte bulunur. İnsanın asıl vazifesi, sorumluluklarını önce kendisinin yapması, sonra da fırsat buldukça bunları anlatmasıdır. Böyle birisi, misali başkalarından verse de hep yaptığı şeyi anlatıyor gibi olacaktır. Evet, bir insan mesela teheccüt kılmıyorsa, ona başlamadan başkalarına tavsiye etmeye ürpermelidir. Zira yaşanmadan anlatılan böyle bir şeyin tesiri olmayacaktır. Keza bir insanın “Haftada pazartesi ve perşembe olmak üzere iki gün oruç tutun!” diyebilmesi için önce kendisinin tutması lazımdır. Zira Allah يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ“Ey iman edenler! Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz?” buyuruyor.149 Sanki “Utanmıyor musunuz?” der gibi.

Evet, namazı cihaddan ayıramayız. Cihad, nasıl mühim bir farz ise namaz da insanın nefsine karşı en mühim cihadıdır. Allah Resûlü bir savaştan dönenlere, “Şimdi küçük cihaddan büyük cihada döndünüz!” buyurmuş, sahabe büyük cihadın ne olduğunu sorunca da Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Nefis ile olan cihaddır.”150 cevabını vererek asıl büyük cihadın nefisle boğuşma olduğunu ifade etmiştir. Namaz kılmayan insan nefsine yenik düşmüş demektir.

149