Ama vaatte bulunan zat, Allah (celle celâluhu) olursa O, vaat ettiği şeyi mutlaka yerine getirir. Mesela O (celle celâluhu), kullarına, “Eğer namaz kılarsanız, sizi sırat üzerinden berk-i hâtif gibi geçirir, cemalimi müşâhedeyle serfiraz kılar, her gün seccadenize bıraktığınız gözyaşlarınızı mizanın kefesine koyar, ona eşsiz pahalar biçerim.” demişse, gücü her şeye yeten ve bize bunu ikrar mahiyetinde günde birkaç defa وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ “O’nun gücü her şeye yeter.” dedirten Allah (celle celâluhu), bunu yapar ve yerine getirir. Aynı şeyi, tehditte bulunduğu mevzular hakkında da düşünebiliriz; O, bizi yapmaktan menettiği şeylere belirlediği cezaları yerine getirmeye kadirdir ama af kapısını da daima açık bırakır.
Evet, hiçbir zaman vaadinden dönmeyen Allah (celle celâluhu), namaz kılmaları karşılığında kullarına Cennet’i vaat etmektedir. Mü’min, Rabbisini müşâhede edeceği âleme namaz merdiveniyle yükselir. O, âdeta her gün hayatına beş basamaklı bir merdiven ilave etmektedir. Namazlarına devam eden böyle bir mü’min, vefat edip de Rabbin rahmetiyle yüz yüze geldiğinde gördüğü manzara karşısında sevinçten ne yapacağını bilemez. Mahşerde mü’minin bu hâlini Kur’ân-ı Mucizu’l-Beyan bize şöyle anlatmaktadır: فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَيَقُولُ هَاؤُمُ اقْرَءُوا كِتَابِيَهْ إِنِّي ظَنَنْتُ أَنِّي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْ “Kitabı sağ tarafından verilen (Cennetlik kimse sevinçle,) ‘Alın, kitabımı okuyun; doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum.’ der.”66 Cenâb-ı Hak, bizleri de bu salih zümreye ilhak buyursun!