Namazda kıraat, kelimelerin hakkını vererek okumak ve mânâsını duymaya çalışmak demektir. Eğer bu gerçekleşmiyorsa, mânâsı duyuluncaya kadar aynı kelimeler 3-5-7-9-11 kere tekrar edilebilir. Hz. Huzeyfe, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) namazını anlatırken şöyle der: “Rükûya gitti; rükûsu kıyamından daha az değildi. (Kıyamda Bakara, Nîsâ ve Âl-i İmrân sûrelerini okumuştu.) Ayağa kalktı, kavmesi rükûsundan az değildi. Secdeye kapandı, secdesi kavmesinden az değildi.”90 İnsan, kendi kendine namaz kılarken böyle kılmaya gayret etmelidir. Madem namaz çok önemli bir ibadettir, madem o mü’minin miracıdır, madem sefine-i din namazla yürür; öyleyse namaz, hakkını vererek eda edilmelidir. Zira o işin hakkını vermek, aynı zamanda iradeli olmanın da hakkını eda etmek demektir.
c. Haşyet ve Saygı Dolu Namazlar
Namaz, içinin doluluğu ve duruluğu nispetinde Allah nazarında duru ve berrak bir hâle gelir. İçi haşyet ve saygıyla dolu olarak eda edilen her namazın kıyam, rükû, secde gibi her bir rüknü, Allah indinde miraç yaparken atılan birer adım hâline gelir. Biz, meselenin dış yönünü izah ederken “yatıp-kalkma” ifadelerini kullanıyoruz ve haddizatında namazda yaptığımız şeyler de bundan ibarettir. Ne var ki bu yatıp-kalkmalar, onlara katılacak iç saygı ve haşyetle birlikte Allah indinde büyük bir kıymet kazanır ve değerler üstü değere yükselir. Çünkü namaz, Allah katındaki en değerli ameldir; şayet ondan daha değerli bir şey olsaydı Allah (celle celâluhu), kullarını günde beş defa onunla mükellef kılardı.