Beşinci Bölüm
NAMAZ VAKİTLERİ
Hayat, namaza göre tanzim edilmeli ve namaz, bir takvim gibi hayatın her noktasını kuşatmalıdır. Hayatın gerçek takviminin blokajı namaz üzerine oturtulmalıdır. Namaz vakitleri köşe taşları olmalı ve sair işler bu köşe taşlarına göre programlanmalıdır. Eskiler bir iş için sözleştiklerinde, “Sabah namazından önce… Öğle namazından sonra…” derlerdi. Kur’ân’da da bu espri muhafaza edilir ve pek çok yerde “Namaz kılındıktan sonra…” “Filan namazdan önce…” gibi ifadelere yer verilir.
O hâlde mü’min, rahmet ufkundan ulûfe adı altında kendisine verilecek şeyleri almak üzere mescidin yolunu aşındıracak, kalbini kontrol edecek ve mescit mirsadından Rabbini gözetleyecektir. Sahabe efendilerimiz, o huzurun vermiş olduğu mehâbet ve mehâfeti anlatırken, “Biz Efendimiz’le oturur sohbet ederdik ama namaza durduğumuzda sağımıza-solumuza bakmaz, birbirimizi tanımaz olurduk ve nazarlarımız bütün dikkatiyle bilemediğimiz başka âlemlere dikilirdi.” derler. Çünkü Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), onlara, لَا يَزَالُ اللّٰهُ عَزَّ وَجَلَّ مُقْبِلًا عَلَى الْعَبْدِ فِي صَلَاتِهِ مَا لَمْ يَلْتَفِتْ، فَإِذَا صَرَفَ وَجْهَهُ انْصَرَفَ عَنْهُ “Allah, namaz kılan kuluna nazar eder, teveccühte bulunur. Sağa sola bakıp ondan yüzünü çevirdiğinde ise O da ondan teveccühünü keser.” buyurmuştu.232