Evet, akşam vakti, bir gurûb başında ya ağlayıp inkisara düşmenin veya öbür âlemdeki durumumuzu mamur kılma heyecanını yaşamanın ifadesidir. Her şeyin birbirine “elveda” diyerek ayrılık türküleri çağırdığı ve binbir vaveyla ile inkisarını dile getirmek istediği böyle bir hengâmda duyulan ezan sesleri bize gurubun içinde yeni bir fecrin haberini verir; ölümle birlikte yeni bir diriliş ve var oluşu bütün canlılığıyla birlikte ruhumuzda yaşarız. Başka bir ifadeyle bu vakitte okunan ezan, âdeta İsrâfil’in kıyamette haşir için sûra üflediği bir ses gibi olur; her şeyin ölüp bittiği bir anda “Yeniden dirilme ve Rabbin huzuruna gitme var.” denilir.
Yine Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm), لَا أُحِبُّ الْآفِلِينَ“Batıp gidenleri sevmem.”255 dediği gibi, “Batıp gidenlerden, benimle hemdem olup sabah-akşam benimle beraber bulunmayanlara razı olamam.” deyip bâki ve lemyezel olan Allah’a yönelme mânâsı taşır. Çünkü Allah (celle celâluhu), Ehad ve Samed’dir; yokta varlık cilvesi gösteren O’dur, batanları O batırır, zevale mahkûm olanları O mahkûm eder. Yine yokluğu varlığa çevirecek, zeval bulduktan sonra kudret ihsan edecek, gönüllerde aşk ve heyecan öldükten, kafalarda fikir adına her şey silindikten sonra yeniden aşk ve heyecan verecek, ölü gönülleri hayata kavuşturacak olan da O’dur.
e. Yatsı Vaktinin İfade Ettiği Mânâ
Yatsı vakti, akşam şafağının kaybolup, göğün bütün bütün karardığı, güneşe ait hiçbir emarenin kalmadığı zamandır. Bu zamanda, arkada bırakılan bir günün mevcudiyeti hakkında bize fikir verecek hiçbir şey yoktur. Zira gün gittikten sonra, akşam vakti izini gökteki kızıllığa bırakmış, beni bir parça daha hatırla demişti. O da gidince her şey gitmiş ve bitmiş olmaktadır.