İçeriğe geç

Evet, insan, gece namazıyla Allah’la münasebet kurar, sohbet eder ve O’nun dostu olma durumunu kazanır. Gece namazı, mü’minin şerefidir; mü’min onunla nimete erer, şeref kazanır. Herkesin matlub ve mahbubuna kavuştuğu bir anda, kalkıp huzura gelme ve O’nunla sohbet etme, insana öyle bir şeref kazandırır ki, hiçbir şeref onunla boy ölçüşemez. Bizler, bugün insanlığımızın muktezası olan fakat yitirdiğimiz şeyleri yeniden elde etmek zorundayız. Bunun büyük bir vazife olarak hissedilmesi ve yapılıp yerine getirilmesi için, öncelikle Rabb’e dayanma, O’nun rahmetine sığınma şarttır. Sultanın güç ve kudretine istinat edip şahları dahi esir eden neferler gibi, biz de her türlü problemimizi O’na intisabımızla halledeceğiz. Zira ancak O’na dayanma sayesinde dağlar yerinden oynatılabilir, O’na istinatla çığlar koparılabilir ve yine ancak O’nun güç ve kudreti sayesinde şakır şakır akan çağlayan ve şelaleler meydana getirilebilir.

Evet, O’na dayanmadan hiçbir şey yapılamaz. Bugün İslâm âleminin istikbal ve ikbali, tamamen Kur’ân’a teveccühe bağlıdır; Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) arkasında ve Kur’ân’ın rehberliği altında Cenâb-ı Hakk’a kulluk vazifesi yapılabildiği nispette Cenâb-ı Hak bizleri aziz ve şerefli kılacaktır. Yoksa çaldığımız kapılar geri yüzümüze kapanacak, taleplerimiz yüzümüze çarpılacak ve iki-üç asırlık zilletimize, zincirleme yeni zilletler ilave edilecek.. dokuz asır O’nun öncülüğünü yapmış aziz İslâm milletleri olarak bir türlü dilencilikten kurtulamayacağız. Çünkü Allah (celle celâluhu), bu terakki ve saadetimizi kendisine ve kendi nefsimize dönmemize bağlamıştır. Gece-gündüz dualarımızla O’na teveccüh edecek, yanık gönlümüzle rahmetinin ihtizaza gelmesini temine çalışacağız.

266