İçeriğe geç

Konuyu biraz daha açmak gerekirse, insan, esmâ ve sıfat-ı ilâhiye adına şerh edilmiş kâinatın bir fihristesidir. Bütün âlemler onda pinhân ve bütün cihanlar da onda matvidir (onun mahiyetine gizlenmiştir). Yani kâinat, satır satır onda yazılmıştır; tıpkı “yâ sîn” lafzında Kur’ân’ın yazıldığı gibi. Dikkatli bir göz, bütün kâinatı insanda okur ve bütün mânâları onda görebilir. Yine bütün kitapların hulâsası Kur’ân’dır; Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer mukaddes kitapların hepsi Kur’ân’da hulâsa edilmiş, bütün sahifeler O’nda özetlenmiş, geçmiş peygamberlerin gönül heyecanları ve ilhamları Kur’ân’a derc edilmiştir. Kur’ân’ın bütünü ise Fâtiha’da hulâsa edilmiştir. Bundan dolayı günümüze kadar nice müfessirler, Fâtiha’nın ihtiva ettiği mânâ ve verdiği derse dikkat çekmiş, bu gayeye matuf ciltlerce eser takdim etmiş ve Fâtiha’nın her yönüyle Kur’ân’ın hulâsası olduğunu ifade etmişlerdir.

250