İçeriğe geç

Evet, kâinatın hulâsası olan kul, Kur’ân’ın hulâsası olan Fâtiha ile ibadetlerin hulâsası olan namaz miracıyla Rabbin huzuruna gelir. Böylece kâinat, dürülmüş bir kitap hâlinde onda makes bulur. Bunu daha anlaşılır bir dille şu şekilde ifade etmek de mümküdür: Saatin saniye, dakika ve saatleri sayan ibreleri olduğu gibi, öyle bir saat düşünün ki, onun seneyi, beşerin ömrünü ve kâinatın ömrünü gösteren ibreleri olsun ve onların her birinin miadı dolunca, ibre “tık” diye atsın. Bu ibrelerden biri hareket edince, diğeri de hareket etsin. İşte kâinat, Allah’ın böyle bir saatidir; eşya ve hâdiseler zaman içinde âdeta bir sel gibi akıp giderken, böyle bir saat de işleyerek hareket etmektedir. Onda günü, haftayı, ayı, seneyi gösteren ibreler vardır; her birinin zamanı gelince de “tık” diye atmaktadır. Biz, o büyük saatte seneyi gösteren ibreleri gördüğümüzde, insan ömrünü gösteren bir ibrenin de olduğuna inanır ve onun da hareket ettiği kanaati içimizde hâsıl olur. Bir gün gelecek كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ ۝ وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ “Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak, ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacak.”249 sırrı tecelli edecek; bütün saatler duracak, işleyen her şeyin “tik tak”ı kesilecek. İşte o gün sadece Allah bâki kalacak, O konuşacak, O duyacak ve O hükmedecektir. Dolayısıyla insan, O’na nispeti ve bağlılığı oranında meçhul bir keyfiyetle varlığını sürdürebilecektir. Zira o, Allah’tan geldi ve O’na dönecektir.

252