Öğle vakti, günün kemale erme ânıdır. Dolayısıyla gün, ağacın başında meyve verme seviyesine gelmiştir. Yine öğle vakti, bir insanın ömür ibresinde delikanlılık çağına geldiği âna benzer, ona işaret eder. Kâinatın yaratılması hengâmında Âdem babamız ilk nebinin meydana gelmesine, mahlûkatın mânâsının anlaşılacağı dönemin başlamasına, iradenin, eşya ve hâdiselerin mânâsını anlayacağı zamanın başlamasına işaret eder. Bütün bunları bir sıra hâlinde takip etmek gerekirse; bizim delikanlılığımızdan günün kemale ermesine, ondan kâinattaki günlerin kemale ermesine, ondan da Hz. Âdem’in Allah’a muhatap olma nimetine yükselmesine işaret eder ki, bütün bunlara hamd için öğle vaktinde Rabbin huzuruna gelme, yine bu kemali müdrik olarak el-pençe divan durup, “Ey Hz. Âdem’in yaratılmasından şu günün öğle vaktine gelmesine kadar eteklerimizi nimet cevherleriyle dolduran Allahım! Sana hamd etmek ve bu ulu icraatını tazim etmek için öğle namazını kılmaya geldim.” deme ve “Sübhânallah”, “Elhamdülillah”, “Allahu ekber” sözleriyle bunu ifade etme, mahz-ı hikmet ve maslahat bir ibadet olsa gerek.