İçeriğe geç

Açacak olursak bu âyet-i kerimede, “Bu makam (Makam-ı Mahmûd), gafletle, ağyarla iştigalle, sıcak döşekte döne döne yatmakla tahsil edilemez; bu ancak başını öpen seccade ve oraya akıttığın birkaç damla gözyaşıyla tahsil edilebilir.” denmektedir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ise bu emirlere ciddi bir hassasiyet içinde eğilmiş, hayatının en lezzetli anlarında dahi, cismanî duygulara sırtını çevirmek suretiyle kalb ve ruhun derecesine yükselmiş ve Rabbini hep o zaviyeden tarassut etmiştir. Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) tarafından rivayet edilen bir hadis-i şerifte, O’nun gece ayakları şişinceye kadar ayakta durduğu ve ibadet ettiği bildirilir. Kendisine, “Allah Senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetti (niye kendini bu kadar hırpalıyorsun?)” dendiğinde de, أَفَلاَ أَكُونُ عَبْدًا شَكُورًا “Şükreden bir kul olmayayım mı?”260 cevabını vermiştir. Şair Bûsîrî, Kasîde-i Bürde’sinde bu durumu anlatırken:

ظَلَمْتُ سُنَّةَ مَنْ أَحْيَى الظَّلَامَ إِلَى أَنِ اشْتَكَتْ قَدَمَاهُ الضُّرَّ مِنْ وَرَمِ

“Ben o Nebiy-yi Zîşan’ın sünnetine muhalefet ettim ki, ayakları şişmeden yatmıyor, gecenin karanlığına nur çalıyordu.”261 der âdeta “Bense döne döne uyuyor ve döşeğin tadını çıkarıyorum.” der ve kendi nefsini levmeder, kınar.

265