Hâsılı, namaz, bütünüyle Cenâb-ı Hak tarafından formüle edilmiştir. Bu kudsî kelimelerle bezenmiş günde eda edilecek beş vakit namaz, bizi hem tesbihat hem tazimat hem de tekrimatla serfiraz kılacak ve kendisi bir miraç vesilesi olarak bir anda bizleri kalben ve ruhen Rabbin huzuruna taşıyacaktır.
b. Hadislerde Beş Vakit Namaz
Namazın beş vakte tahsisi, sadece âyetlerde geçtiği şekilde mücmel kalmamış, Cenâb-ı Hak doğrudan doğruya melek vasıtasıyla da namaz vakitlerini Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) talim buyurmuştur. İbn Abbas’ın (radıyallâhu anh) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Allah Resûlü, bu hakikati şu şekilde haber vermektedir:
“Cibrîl bana, Beytullah’ın yanında, iki gün boyunca namaz kıldırdı. Bunlardan birincisinde öğle namazını, gölge, ayakkabı bağı kadarken (yani gün ortasında cisimlerin gölgesi en kısa olduğu vakitte) kıldık. Sonra ikindi namazını, her şeyin gölgesi kendi misli kadarken kıldık. Akşam namazını, güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman; yatsı namazını, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca; sabah namazını, şafak söküp oruçluya yemek-içmek haram olunca kıldık. İkinci gün öğle namazını, bir önceki gün ikindiyi kıldığımız vakit, yani her şeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldık. İkindi namazını, her şeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldık. Akşam namazını, bir önceki gün kıldığımız aynı vakitte; yatsı namazını, gecenin üçtü biri geçtikten sonra; sabah namazını ise gök biraz aydınlandıktan sonra kıldık. Sonra Cibrîl bana yönelip şöyle dedi: ‘Ey Muhammed! Bunlar senden önceki peygamberlerin namaz vakitleridir. Sizin namaz vakitleriniz de bu iki vakit arasında kalan zamandır!’”243