İçeriğe geç

Yine böyle bir vakitte Allah’ın yüce adının minarelerden yükselmesi, arkasından bir Fâtiha okunmasını, rahmetle yâd edilmesini ve mağfiretle müjdelenmesini bekleyen bir insanın berzah hayatına nur serpecek ve öbür âlemini aydınlatacaktır. Dolayısıyla kabrin vahşeti içinde yalnız kalmadığını, salih amellerinin kendisini takip ettiğini ve yapmış olduğu ibadetlerin, hususiyle de namazın sağında solunda, önünde arkasında temessül etmiş kendisini beklediğini.. bunlardan da öte karanlığın kendisini kıskıvrak yakaladığı, kabrin, kemiklerini birbirine geçirdiği, Münker-Nekir’in sualleri karşısında dilinin tutulup lâl kesildiği anda, bütün dostlardan daha yakın olan Rabbisinin, rahmetiyle orada kendisini intizar ettiğini ve kendisine âdeta bir dost olduğunu görecektir.

f. Gece Karanlığı ve Teheccüd

Gece karanlığı, kabrin dehşeti karşısında insanın bütün ümitlerinin kesildiği, ses ve soluğunun tükendiği, el, kol ve ayaklarının bağlandığı bir anla birlikte bütün kâinatın yıkılacağı zamanı da hatırlatır. Kabrin bu dehşeti karşısında insan, üzerine kâbus çökmüş gibi olur; konuşmak ister fakat konuşamaz, elini-ayağını hareket ettiremez, bağırır, fakat kimseye sesini duyuramaz.. ve o hâlde kaderini beklemeye durur.

İşte tam bu vakitte onun kalkıp namaz kılması, gecenin karanlıkları üzerine bir âh bırakması, bütün hayatını nurlandırması, karanlık gecesini aydınlatması için ne kadar nurlu, ne kadar feyizli ve bereketli bir harekettir.. bunu ancak insan olan anlayabilir.

263