İçeriğe geç

Bir medyum yüzlerce insanın huzurunda ve bunların içlerinde pek çok ilim adamı da bulunduğu esnada, ellerini bir masanın üzerine koyuyor ve karşı tarafta durmakta olan bir başka masa havada gezinmeye başlıyor. (Bunu Avrupa’nın en popüler mecmuaları yazdı.) Ve medyum göz işaretleriyle havada gezinen masayı idare ediyor. Hâlbuki bizim bildiğimiz bir “tenasüb-ü illiyet” prensibi vardır. Ortada bir tesir ve müessiriyet söz konusu ise, müessir olacak güce sahip bir illet ve sebebin bulunması iktiza eder.

Diyelim ki, 10 kg.lık bir eşyanın taşındığını görüyoruz. Bu, onu taşıyacak güce sahip bir illetin habercisidir. Eğer bu illet ve sebep için son sınır 10 kg ise, ona 15 kg.lık bir yük taşıtamazsınız. Fizik bunu böyle söyler. Hâlbuki ortada bir masa var ve bu masa havada gezinip durmaktadır. Ancak, masayı böyle dolaştıracak bir sebep ve illet görülmemektedir. Bu illete “yok” demek fiziğe ait bir kanunu inkâr etmek olur. Öyle ise ona “yok” demek yanlıştır.

İşin doğrusu ise şudur: Masayı havaya kaldıran bir illet, bir güç vardır; ama o, gözle görülebilen cinsten değildir. Bu bir ruhî güç, ruhî kuvvettir ki, bu masayı kaldırmaya illet ve sebep olmuştur.

117