İçeriğe geç

Ahmed İbn Hanbel’in Müsned’inde şöyle bir hâdisenin nakledildiğini görüyoruz: Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabıyla mescitte oturuyor. Bir ara, şöyle buyuruyor: “Biraz sonra buraya, nâsiyesi, yüzü temiz bir insan gelecek; şu kapıdan, içeriye girecek. O, Yemen’in en hayırlılarındandır. Ve alnında meleğin elini sürdüğü bir iz taşımaktadır.” Bir müddet sonra, aynen Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) haber verdiği tipte bir insan gelip O’nun huzurunda diz çöküyor ve Müslüman olduğunu ilan ediyor. Tertemiz, pırıl pırıl, görkemli ve edeb âbidesi bu insan, Abdullah b. Cerir el-Becelî’den başkası değildir.40

b. Efendimiz’in Yakın ve Uzak İstikbale Ait Verdiği Gaybî Haberler

ba. Fatıma Annemiz’in Vefatını Bildirmesi

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), irtihaline sebep olan rahatsızlığı günlerinden birinde, o incelerden ince, oturuşu, kalkışı ve derin bakışlarıyla aynen babasına benzeyen anamız Hz. Fatıma’yı yanına çağırdı ve eğilip kulağına bir şeyler fısıldadı. Hz. Fatıma öyle ağladı öyle feryâd u figân etti ki, bu, ancak İnsanlığın İftihar Tablosu’nun gurubuyla yorumlanabilirdi.

Bir süre sonra Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) yine onun kulağına bir şeyler fısıldadı. Bu sefer de öyle sevindi ki, onu karşıdan görenler, kendisine bütün Cennet kapılarının açıldığını zannederlerdi. Bu hâdise Hz. Âişe Validemiz’in gözünden kaçmamıştı. Biraz sonra bunun sebebini sordu ama Hz. Fatıma Validemiz, bunun Allah Resûlü’ne ait bir sır olduğunu, dolayısıyla da açıklayamayacağını söyleyerek onu cevapsız bıraktı.

69