Allah Resûlü’nün vefatından sonra Hz. Âişe Validemiz tekrar sorunca, Fatıma Anamız da şöyle cevap verdi: “Birinci defada bana, kendisinin vefat edeceğini söylemişti. Onun için ağlamıştım. İkinci defa ise bana, kendi ailesi içinde, O’na en erken kavuşacak insanın, ben olduğum müjdesini vermişti. Ve işte onun için de sevindim.” demiştir.41
Evet, Hz. Fatıma Anamız’ın vefat-ı Nebi’den altı ay sonra vefat etmesi, aynen haber verdiği gibi vâki olmuş ve bu gaybî haberi tasdik etmiştir.
bb. Hz. Hasan’ın Feragati
Kütüb-ü Sitte ricalinin ekseriyetinin rivayet ettiği bir hadiste Allah Resûlü, hutbe îrad ederken Hz. Hasan’a (radıyallâhu anh) işaretle şöyle buyurmuşlardı: “Bu benim evlâdım Hasan. O seyyiddir. Allah (celle celâluhu) onunla iki büyük cemaati birbiriyle sulh ettirecektir.”42
Evet o, kerim oğlu kerim, Allah Resûlü’nün evlâdı ve tam bir efendidir. Bir gün kendisine tevdi edilen hilafet ve saltanatı, sadece ümmet arasında tefrikaya sebebiyet vermemek için terk ederken, nasıl bir seyyid olduğunu mutlaka gösterecektir. Aradan geçen yirmi beş-otuz sene Allah Resûlü’nü doğrulamıştı.
Hz. Ali’den sonra Emeviler, karşılarında Hz. Hasan’ı buldular. Ancak bir sulh ve sükûn insanı olan Hz. Hasan bütün haklarından feragat ettiğini ilan ederek, birbirine girmek üzere olan iki İslâm ordusunu uçurumun kenarından geriye döndürdü ve sulhta buluşturdu.
Dipnotlar
- 41 Buhârî, menâkıb 25; fezâilü ashabi’n-nebi 12; isti’zan 43; Müslim, fezâilü’s-sahabe 97-99; İbn Mâce, cenâiz 64.
- 42 Buhârî, fiten 20; sulh 9; fezâilü ashabi’n-nebi 22; menâkıb 25; Dârimî, sünnet 12; Tirmizî, menâkıb 25; Nesâî, cuma 27.