İçeriğe geç

Ruh kelimesi bazı âyetlerde Hz. İsa’ya (aleyhisselâm) izafe edilmiştir. “Allah’tan bir ruh.”8 âyetinde ruh, Hz. İsa (aleyhisselâm) mânâsınadır.

8. Nefis, Can

Ruh denilince akla ilk gelen mânâ cesede can veren, onu hayattar kılan güçtür.9

B. RUH EMİR ÂLEMİNDENDİR

Âyette: “(Ey Habibim!) Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi verilmiştir.”10 denilerek bu hakikate işaret edilmektedir.

Ruh, Kudret, İrade ve Kıdem gibi sıfatlardan değil, doğrudan doğruya Cenâb-ı Hakk’ın Zâtından gelmekte ve O’nun rubûbiyetine dayanmaktadır.

O, emir âlemindendir. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati ifade ederken “Ruh, zîhayat, zîşuur, nûrânî, vücud-u haricî giydirilmiş; câmî, hakikatdar, külliyet kesbetmeye müstait bir kanun-u emrîdir.”11 der. Ruhun kendine göre nuranî bir kılıfı vardır ki, buna “misalî beden” denilmektedir. Âdeta o, içinde bulunduğu bedenin dublesi gibidir.

Ruh maddeden mürekkep değildir. Bunun mânâsı, ruh, âlem-i halktan12 değildir, demektir. Ruh, âlem-i emirdendir.13 Yani, o atomların bir araya gelmesiyle hâsıl olan bir varlık değil; melâike gibi Allah’ın emriyle meydana gelen zîşuur, nuranî kanunlardan ibarettir. Küreler ve atomlar, hatta çekirdekle elektronlar arasındaki çekme kanunu gibi, ruh da bir kanundur. Fakat ruh şuurludur. Diğer kanunların ise hayat ve şuuru yoktur.

Ruh maddeden mürekkep olmadığı için basittir; sabit bir varlığı vardır.

30