Söyle, bunu duyduktan sonra ben ağlamayayım da kim ağlasın?”
Ve Mehmed Âkif diyor: Yaşlı adam ağlamasına, inlemesine devam etti. Derdi çok büyüktü. Sessizce yanından uzaklaştım. Zaten başka yapabileceğim bir şey de yoktu. Zira bu pîr-i fâni, tesellisini yine Efendimiz’den bekliyordu. Kabul edildiği müjdesi gelmeden belli ki inlemesi dinmeyecekti.
cb. Nureddin Zengi’nin Rüyası
Berzah âlemi, renk ve televvünleriyle şehadet âlemine çok benzemektedir. Bu itibarla, mânâya perdesiz, hâilsiz açılabilen ve berzaha muttali olanlar, Cenâb-ı Hakk’ın lütuf ve ihsanlarının şuuruna daha çabuk varırlar. Varır ve anlarlar ki, her şey maddeden ibaret değildir. Belki insan, maddenin bitip tükendiği yerde, madde ötesi bir âlemle münasebete geçmektedir. Böyle bir münasebet sayesindedir ki bazı kimseler, ileride olacak şeyleri ve uzak bir istikbalde vuku bulacak hâdiseleri rüya ve hiss-i kable’l-vuku ile çok önceden görüp müşâhede edebilmektedirler.
Nebi, nübüvvet kürsüsünde, veli velilik ufkunda ve daha başkaları kendi müşâhede buudunda bunu anlatmakta ve bize madde ötesi âlemden mesajlar sunmaktadırlar.
Haçlılar karşısında amansız bir mücadele veren Şam Atabeyi Nureddin Zengi, şahsen benim gönlümde muallâ yeri olan büyük bir mücahittir. İşte bu büyük mücahit bir gün rüyasında Kâinatın Fahrı’nı (aleyhisselâm) görür. Efendiler Efendisi, ona çirkin yüzlü üç insanı gösterir ve “Nureddin, beni şu habislerden kurtar!” buyurur.