Ehlullahtan “Ebdâl” kısmı buna her zaman mazhar olurlar. Bu meseleye o kadar çok misal vardır ki, saymakla bitmez, anlatmakla tükenmez. Bir şahıs yirmi ayrı yerde görülür. Meselâ, son Nakşî şeyhlerinden Aziz Efendi, Havran’da olduğu aynı anda Edremit’te de görülür. Ve bu nice defalar tekrar eder durur. Turgutlu’daki bir başka zatı da aynı zamanda Salihli’de görenler olmuştur. Bediüzzaman Hazretleri hapishanede demir parmaklıklar arkasında tutsak bulunduğu aynı an ve zamanda, şehrin ortasındaki en büyük camide, cuma vaktinde cemaat içinde namaz kılarken görülmüş; gardiyanlar hayret ve dehşetle hapishaneye döndüklerinde de onu hapishanede bulmuşlardır.
Abdülhamid cennetmekân hiç hacca gitmemiştir. Hâlbuki o, her sene hacda görülmüştür.
İşte bütün bunlar ve bunlara benzer vak’alarda görülen, o şahsın dedublesidir.
3. YAŞANMIŞ HÂDİSELERLE RUHUN VARLIĞI
a. Rahip Bertrand ve Şair Goethe
Ruh ve Madde dergisinde şöyle bir vak’a anlatılır:
“İngiliz Protestan rahibi L. J. Bertrand, İsviçre’ye, yüksek dağları ziyaret etmek isteyen bir çocuk grubunu götürmüştü. Lucerne civarında, iki de rehber alarak dağa tırmanmaya başladılar. Kayalıkları tırmandıktan sonra “Buzullar” mıntıkasına vardıklarında rahip kendini yorgun hissetti. Çocukları rehberlere emanet ve onlara takip edecekleri yolu da tarif ederek başka bir yere ayrılmamalarını tenbihledi. Çocuklar ayrıldıktan sonra dinlenmek üzere düzlük bir yere oturdu. Fakat az sonra, derin bir uyku üzerine çöktü. Birden, uyandığını sandı. Yavaş yavaş şuuru avdet ediyordu. Fakat dehşetle artık kendi vücudunda olmadığını anladı. Şuuru bir balon gibi bu vücudun üzerinde dalgalanmaktaydı. Uyumuş hareketsiz vücudunu bir heykel gibi seyrediyordu. Kolunu bacağını oynatmak için gösterdiği bütün gayretler boşuna idi, yerdeki vücut kendine yabancı gibi duruyordu.