İçeriğe geç

Evet, İbn Übey münafığı Mekke’deki bu gelişmeyi değerlendirecek ve bir gün bin vaveylayla Medine’nin içinde bağırıp diyecektir ki: “Müslümanlar, siz burada oturuyorsunuz ama, menkul-gayrimenkul mallarınız taksim ediliyor.. pazarda, piyasada peyleniyor. Bir gün ne orada, ne de burada hiçbir mâmelekiniz kalmayacak.”

Bu da ayrı bir zulümdü. Hatta bu zulüm içinde şunu görmek mümkün (Mevsimi gelince onu Allah Resûlü’nün seriyelerinin hikmetlerine dikkat çekeceğim noktada dikkatinizi istirham edeceğim). Bir gün bütün bunlar yetmiyor gibi Müslümanların mallarını taşıyan kervan Şam’a giderken, Medine’nin kenarından geçiyor ve âdeta, “Bakın da yüreğiniz erisin!” diyorlardı… Bu arada Müslümanların deve ve koyunlarını da önlerine katıp götürmeyi ihmal etmiyorlardı.

İşte küfür çapulçuluğu ve işte ettikleri. Aslında günümüzde yapılanlar da bunlardan farklı değil. Mehmet Âkif: “Tarihe tekerrürden ibaret diyorlar, ibret alınsaydı hiç tekerrür mü ederdi!” diyor. Ve işte yine zulüm zulüm üstüne.. mü’min gadre uğruyor, mü’mine destek olan zulme uğruyor, yurdundan, yuvasından ve hayat hakkından mahrum ediliyor.. varlığına ve bekâsına imkân tanınmıyor…

Şimdi müsaade ederseniz bir kere daha sorayım: Siz olsaydınız ne yapardınız? Düşünün ki binlerce sahabi aynı hisle meşbu, aynı şeylerle mecruh bulunuyordu. Hep yaralanmış ve her gün kalbinden ayrı bir hançer yemiş ve sürekli inim inim yaşamışlardı. Eğer onların bu ızdıraplarına karşı sema daha da “mehil” deseydi, inkisara düşerlerdi. Onun için rahmet ihtizaza geldi ve konuştu.. yani, Allah’ın (celle celâluhu) beyanı imdatlarına yetişti.

أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا وَإِنَّ اللّٰهَ عَلَى نَصْرِهِمْ لَقَدِيرٌ۝اَلَّذِينَ أُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ إِلَّا أَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللّٰهُ
153